Hayat pahalılığı (eşel mobil) düzenlemesine ilişkin, esas yasaması organı olan Cumhuriyet Meclisinin etrafından dolanılarak yasa gücünde kararname yoluyla geçirilen düzenlemenin emekçilerin alım gücünü zayıflatacağı, gençlerin bu ülkede yaşam kurma imkânlarını daha da daraltacağı ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştireceği yönündeki kaygıları paylaşıyoruz. Üstelik kararlı halk tepkisi ve toplumsal muhalefet karşısında söz konusu düzenlemenin emrivaki biçimde Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulması, demokrasimizin meşruiyetine ciddi zarar vermiştir. Bu nedenle söz konusu kararnameye karşı ortaya konan demokratik ve meşru mücadeleyi ve bu kapsamda kamuda gerçekleştirilen genel grevi desteklediğimizi kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. Bu süreç yalnızca emekçilerin alım gücünü zayıflatan bir ekonomik düzenleme değil, aynı zamanda demokratik meşruiyeti zedeleyen ve gençlerin bu ülkede gelecek kurma umutlarını tehdit eden bir yaklaşım olarak karşımıza çıkmaktadır.
Pazartesi sabahı gerçekleştirilen eylemler sırasında polisin gösterdiği orantısız güç kullanımı ve özellikle tazyikli su ile biber gazına başvurulması kabul edilemezdir. Demokratik bir toplumda bu tür müdahaleler, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı açısından ciddi bir gerilme anlamı taşımaktadır. Yetkilileri, bu ülkenin demokratik değerlerini ve hangi ülkede görev yaptıklarını hatırlamaya davet ediyoruz. Bu çerçevede, KTOEÖS Genel Sekreteri Tahir Gökçebel'e yönelik fiziksel müdahaleyi ayrıca dehşەتle karşıylor ve esefle kınıyoruz.
Vatandaşın can ve mal güvenliğini korumakla yükümlü olan emniyet birimlerinin, demokrasimizin en temel haklarını kullanan halkla karşı karşıya getirilmesi büyük bir sorumsuzluktur. Polisin görevi, haklarını kullanan halkı ve yine halka ait kurumları korumak; olası taşkınlıkların önüne geçmektir. Yangınlara müdahale için kullanılan itfaiye araçlarının toplumsal müdahale aracı işlevine sokulması, kamu kaynaklarının amaç dışı kullanımının kabul edilemez bir örneğidir. Müdahale emrini uygulayan polis personelinin önemli bir bölümünün baret, tamamının ise gaz maskesinden yoksun olması, kolluk kuvvetlerinin siyasi tercihler doğrultusunda araçsallaştırılması ve polis personelinin güvenliğinin dahi yeterince gözetilmemesi büyük bir sorumsuzluk örneğidir. Bu durum, hem emniyet birimlerinin hem de toplumun genelinin refahı ve güvenliği açısından ayrıca tedirginlik uyandırmaktadır.
Demokratik bir toplumda, toplumsal itirazların müdahaleci reflekslerle bastırılmaya çalışılması yerine, diyalog ve uzlaşı kanallarının güçlendirilmesi esastır. Toplumun geniş kesimlerinin karşı çıktığı bir düzenlemenin demokratik süreçler işletilmeden yürürlüğe konulması, yalnızca ekonomik değil, siyasal güven açısından da ciddi bir kırılma yaratmaktadır. Bu yaklaşım, gençlerin bu ülkede gelecek kurma umutlarını zayıflatmakta, ülkede kalma motivasyonlarını zedelemekte ve toplumsal güven duygusunu aşındırmaktadır. Ülkesinde gelecek göremeyen her genç, bu tür antidemokratik uygulamalarla adadan göç etmeye bir kez daha zorlanmaktadır.
Gençlik Federasyonu olarak demokratik hakların kullanılmasını, emekçilerin mücadelesini ve toplumsal dayanışmayı desteklediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. Ekonomik eşitsizlikleri derinleştiren, demokratik meşruiyeti zedeleyen ve toplumsal uzlaşıyı yok sayan bu yaklaşımların ülkemizin geleceğine zarar verdiğine inanıyoruz. Hükûmeti, şiddet ve baskı yerine demokratik diyalog ve uzlaşıyı esas almaya davet ediyoruz. Demokratik meşruiyetin altını oyan ve ekonomik kırılganlığı artıran bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğine inanıyoruz. Tüm paydaşları ise toplumsal uzlaşıyı güçlendirecek yapıcı çözümler üretmeye çağırıyoruz.

