Gençlik, spor, kültür ve akademik alanlarda yaşanan her temsil sorununun ardından yalnızca "karşı taraf bizi engelledi" demek, mücadele değil öğrenilmiş çaresizliktir. Kıbrıslı Rum liderliği tarafından Kıbrıslı Türklerin dış temaslarına karşı yürütülen sistematik engelleme girişimleri gerçektir; ancak bu gerçek, yıllardır kurum oluşturmayan, mevcut kurumları desteklemeyen, bütçe ayırmayan ve uluslararası ilişkileri ihmal eden kamu yönetiminin mazereti olamaz. Karar vericiler, bu gerçekliği adeta devlet politikasına dönüşmüş kemikleşmiş atalet ve tepkiciliği meşrulaştıran bir kalkan olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Hukuki ve kamusal zemin titizlikle araştırılmalı; rasyonel fakat cesur ve dinamik adımlarla uluslararası kuruluşların kapıları aşındırılmalı, temaslar sürekli artırılmalıdır.
Ülkemizde coğrafya yarışmaları düzenleyen, öğrencileri seçip hazırlayan ve uluslararası kuruluşlarla ilişki kuran bir kurum yoksa coğrafya olimpiyatlarında nasıl temsil edileceğiz? Tavlayı ülke çapında örgütleyen ve uluslararası başvuruları takip eden bir yapı yoksa uluslararası tavla masasında bizi kim temsil edecek? Kurum kurmadan temsil, emek vermeden sonuç beklenemez.
Formül açıktır: İçte güçlü kurumlar, dışta koordineli faaliyetler.
İki ayrı Milli Olimpiyat Komitesi'nin bulunduğu dönemde parçalanmanın bedelini ödedik; uluslararası temasımız zayıfladı, temsil gücümüz geriledi. Bugün MOK ve üye federasyonlar güçlendikçe çalışmaların yeniden arttığını görüyoruz. Demek ki yapılması gereken yeni tabelalar üretmek değil, var olan kurumları güçlendirmektir.
Bağımsız Kıbrıslı Türk gençlik örgütlerinin çatı kuruluşu olarak, gençlik alanında aynı hatanın tekrarlanmasına izin vermeyeceğiz. Gençliğin siyaset üstü kazanımları için yürütülen çalışmaların kişisel ikbalperestlik ve sıfat ihtirası uğruna baltalanması, gençlik sorunlarının açıkça araçsallaştırılmasıdır. Bu anlayış yeniyi değil "yine"yi, ilerlemeyi değil statükoyu üreten bir kısır döngüdür. Gençlik kurumlarını hiç kimsenin makam ve nüfuz mücadelesine teslim etmeyeceğiz; bu girişimlerin karşısında açıkça duracağız.
Cumhurbaşkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı durağanlıktan sıyrılmalı; Belediyeler Birliği, Milli Olimpiyat Komitesi, Gençlik Federasyonu, ilgili gençlik ve spor federasyonları, üniversiteler, kültür kuruluşları ve tüm paydaşlarla sağlam temellere dayanan, sürdürülebilir ve verimli bir koordinasyon mekanizması kurmalıdır. Başvuru takvimi, bütçeler ve görev paylaşımı önceden belirlenmeli; diplomatik temaslar proaktif biçimde yürütülmelidir. Yurt dışındaki gençlik ve öğrenci örgütleri de bulundukları ülkelerde aktif lobi faaliyeti yürütmelidir.
Uluslararası çalışmalar aynı zamanda kurumsal gizlilik gerektirir. Gençlik Federasyonu ve Kıbrıs Türk Gençlik Meclisinin uluslararası tanınırlığını artırmak amacıyla aylardır yürüttüğümüz temas ve girişimleri, içerideki ve dışarıdaki kötü niyetli unsurların müdahalesinden korumak için sonuçlanıncaya kadar gizli tutuyoruz. Aynı hassasiyet, ülkemizde ciddi uluslararası çalışmalar yürüten sınırlı sayıdaki kurumumuz için de zorunludur. Bu gizlilik hesap vermekten kaçınmak değil, süreci korumaktır. Ne var ki kamu makamları bilgi güvenliği ve kurumsal ketumluk bakımından gerekli güven ortamını yaratamamaktadır. Erken açıklamalar, kontrolsüz bilgi paylaşımı ve siyasi sahiplenme çabaları devam eden girişimleri riske atmaktadır.
Başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere kamu kurumları gençlik, spor ve kültüre gereken ihtimamı göstermemekte; gerekli dinamizmi ortaya koyma konusunda sınıfta kalmaktadır. Olaylar yaşandıktan sonra açıklama yapmak politika değildir. Süreci siyasi partilere teslim etmek, ardından her küçük teması "tanınma zaferi" diye pazarlamak da uluslararası temsiliyet değildir.
Çağrımız açıktır: Kurumları oluşturun. Mevcut kurumları güçlendirin. Dış faaliyetleri koordine edin ve eldeki yetişmiş insan kaynağını etkin şekilde kullanın. Aksi hâlde bu ülke, her yeni olayda aynı mazeretleri dinlemeye ve aynı şikâyetleri siyasi nutuklarda duymaya mahkûm edilecektir.

