News

Gençlik Federasyonu Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları masası adına Naz Aktunç'un açıklaması;

Gençlik Federasyonu Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları masası adına Naz Aktunç'un açıklaması;

Dün Taşkınköy’de bulunan bir süpermarkette bir kadına yönelik gerçekleştirilen bıçaklı saldırıyı ve öldürmeye teşebbüs eylemini derin bir üzüntü ve infialle karşılıyoruz.

Öncelikle saldırıya uğrayan kadına acil şifalar diliyor; tedavi ve iyileşme sürecinde kendisinin ve yakınlarının yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.

Cinsiyet gözetmeksizin şiddetin her türlüsüne karşı olmakla birlikte, kadına yönelik şiddetin münferit vakalardan ibaret olmadığını; toplumsal, hukuki ve kurumsal boyutları bulunan sistematik bir sorun teşkil ettiğini vurguluyoruz.

Küresel bir sorun olan kadına yönelik şiddet, ne yazık ki dünyanın hemen her yerinde farklı biçim ve oranlarda meydana gelmektedir. Bu olgunun belirli bir ülkeye, dine, etnik kökene veya kültüre özgü bir toplumsal özellik olarak değerlendirilmesi doğru değildir. Ülkeler arasındaki temel farklılık; şiddetin varlığından ziyade, devletlerin bu suçları önlemek amacıyla geliştirdiği politikalar, mağdurlara sunduğu koruma mekanizmaları ve soruşturma ile cezalandırma yükümlülüklerini ne ölçüde etkili biçimde yerine getirdiğidir.

Bu nedenle, kadına yönelik şiddetin sebepleri failin kimliğine indirgenmemeli; bu tür eylemlerin ortaya çıkmasına, sürdürülmesine ve tekrarlanmasına imkân veren toplumsal ve kurumsal koşullarda aranmalıdır.

Yaşam hakkını korumak, devletin en temel yükümlülüklerinden biridir. Bu yükümlülük, yalnızca yaşam hakkına yönelik saldırıları cezalandırmayı değil; yetkili makamların bir kişinin yaşamına yönelik gerçek ve yakın bir tehlikeden haberdar olduğu veya haberdar olması gerektiği hâllerde, tehlikeyi önlemek amacıyla gerekli ve makul tedbirleri zamanında almasını da kapsamaktadır.

Bu çerçevede, kamuoyunda failin uyruğu ve göç statüsü üzerinden yürütülen tartışmaların, odağı esas mesele olan kadına yönelik şiddetten uzaklaştırdığı kanaatindeyiz. Asıl üzerinde durulması gereken hususlar; bir kadının yaşam hakkına kastedilmiş olması, faili bu eylemi gerçekleştirme noktasına taşıyan ve cesaretlendiren koşullar ile benzer saldırıların önlenmesine yönelik mevcut mekanizmaların ne ölçüde etkili olduğudur.

Bu vesileyle, Ev İçi Şiddet Yasası’nın gecikmeksizin hayata geçirilmesine ilişkin duruşumuzu bir kez daha yineliyoruz.

Bu doğrultuda, kadına yönelik şiddetin önlenmesine, mağdurların etkin biçimde korunmasına ve faillerin etkili biçimde soruşturularak cezalandırılmasına yönelik hukuki ve kurumsal mekanizmaların ivedilikle oluşturulmasını talep ediyoruz.

Gençlik Federasyonu olarak, bu alandaki gecikme ve ihmallerin devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğüyle bağdaşmadığını önemle vurguluyoruz.

GF Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Masası adına Sekreter Naz Aktunç